DIRDIR

“Beni duy, varolduğumu farket ve yükümü paylaş” demenin yorucu ve çaresiz yolu. Bir taraf ilişkide anlaşılmadığını, duyulmadığını hissedip, tekrarlı ve ısrarcı şekilde yüksek tonda kendini ifade ettikçe; diğer taraf genellikle bu baskıdan kaçmak için uzaklaşır ve sessizleşir. Fiziksel ve zihinsel yükün adaletsiz dağıldığı ilişkilerde “dırdır” sağlıksız ve yıkıcı bir başetme yolu olur. Talep etme ve geri çekilmeye dair işlevsiz bir döngü oluşturur. İç çatışmalar, bastırılmış duygular, bağ kurma stillleri kişiyi sürekli söylenmeye sevk edebilir. Çocukluk dönemlerindeki sağlıksız ve eksik ilişki dinamikleri romantik ilişkilerde tekrar sahneye çıkabilir. Sesini duyuramama, görülmeme, varlığını ısrarcı şekilde hatırlatmak zorundalığı ve yanlış bahsetme yollarının (şikayetçilik, ısrarcılık…) öğrenilmesi yetişkinlikteki romantik ilişkiye dırdır olarak taşınmış olabilir.
Bu döngüyü kırmak için iki tarafın da sorumluluk alması gerekir. İki kişi de kendi bireysel ve ilişkisel deneyimlerinde dırdır eden tarafta mı buna maruz kalan tarafta mı olduklarına bakarak; kendi pozisyonlarıyla ilgili gereken özeni göstermelidir. Suçlamak yerine ihtiyaçların belirtilmesi, geçmişe dönük şikayetlerin değil gelecekle ilgili taleplerin daha etkili ifade edilmesi, konuşmaların ayaküstü, geçiştirilen anlarda değil belirgin iyi zamanlarda yapılması, kontrolcülük/ terkedilme korkusu/ belirsizlik kaygılarının dikkate alınması, devredilen bir sorumluluğa sürekli müdahale etmeden karşı tarafa rahat teslim edilebilmesi, “dırdır”a maruz kalan tarafın çözüm için fiziki/zihinsel ve duygusal sorumluluğu alması bu döngüden çıkmak için önemlidir. Aksi taktirde dırdır tekrar ve sürekliliği ile ilişkiyi yıpratır, boğulma hissi yaratır basit gibi görünen, tekrarlanan her kelime ve cümle gittikçe ağırlaşır.



Yorumlar