Kavanozda Korunan Bağlar

Konserve yapmak, geleceğe atılan sessiz bir imza gibi. Toprağın en cömert olduğu günlerde, güneş sıcaklığını ve sebzenin en taze halini cam kavanozlara hapsetmek; zamana karşı zarif bir mücadele. Her kapak sıkıldığında sadece yiyecekler değil, geleceğe dair kendimize verdiğimiz bir söz de mühürlenir. Bir sonraki mevsimi görme arzusu, sevdiklerimizi besleme umudu ve hayatın ne olursa olsun devam edeceğine duyulan sarsılmaz güven, kavanozların içinde korunur.
Konserve, insanın yarına duyduğu inancın mutfaktaki somut karşılığıdır.
Konserve hazırlamak özünde derin bir annelik içgüdüsü de barındırır. Biyolojik bir bağdan öte; koruma, sakınma, besleme ve hayatı çoğaltma arzusudur bu. Bir canlıyı, bir sofrayı, bir geleceği beslemek; şefkatin en yalın halidir. Bir insanın kendi elleriyle hazırladığı bir kışlık yiyecek, o kış hiç gelmese bile ya da hazırlayan kişi o mevsimi göremese dahi geride kalır. Mutfaktaki bir kavanoz, bırakanın sevgisini, emeğini ve yaşatma arzusunu ölümden sonra bile canlı tutma
gücüne sahiptir.
Kış hazırlığı yapmak, yaşamın kıyısında durup geleceğe bir hediye bırakmaktır aslında. Biz gitsek bile arkamızdan birilerini besleyecek ısıtacak ve şefkatle sarmalayacak bir iz bırakmış olmanın huzuruyla kapatılır kavanoz kapakları. Çünkü bilerek ya da bilmeyerek yaptığımız her konserve, yaşamın ölümden daha güçlü olduğuna dair sessiz bir inançtır.



Yorumlar