İlişkiler ve Çatışma

Bir ilişkinin kalitesi, içinde hiç fırtına kopmaması ile değil fırtına koptuğunda tarafların gemiyi batırmadan limana yaklaştırabilme becerisi ile ölçülür. Çoğu insan ideal bir birlikteliği pürüzsüzlük, sessiz bir uyum ve kesintisiz bir onaylanma hali olarak hayal eder. Oysa iki farklı geçmişin, iki ayrı mizacın ve iki özgün dünya görüşünün aynı çatı altında buluştuğu yerde çatışma bir hata değil, varoluşsal bir gerekliliktir. Sorun, krizlerin varlığı değildir; asıl mesele, kriz anında tarafların birbiriyle mi yoksa sorunun kendisiyle mi savaşmayı seçtiğidir.
Çatışma anlarında sıklıkla düşülen en büyük tuzak, partneri bir muhatap değil, galip gelinmesi gereken bir rakip olarak görmektir. Bu noktada devreye giren ego savunmaları, iletişimi bir paylaşım zemininden çıkarıp bir güç savaşına dönüştürür. Haklı çıkma arzusu anlaşılma ihtiyacının önüne geçtiğinde, dinleme eylemi yerini bir sonraki savunma hamlesini kurgulama telaşına bırakır. Oysa ilişkinin derinliği haklılığın tescil edilmesinde değil, haksız görünme pahasına dahi olsa ötekinin duygusuna alan açabilme cesaretinde saklıdır.
Sorunu çözümsüz kılan şey genellikle konunun karmaşıklığı değil, ona atfedilen anlamdır. Bir kriz anını yok edilmesi gereken bir tehdit olarak kodlamak, savunma mekanizmalarını ve öfkeyi tetikler. Buna karşılık çatışmayı, partnerlerin birbirlerinin sınırlarını, hassasiyetlerini ve çocukluktan taşıdıkları görünmez yaraları keşfettiği bir ayna olarak görmek mümkündür. İki insan arasındaki çatlak, ilişkinin bittiği yer değil; tam aksine ortak bir anlam inşa edilerek o çatlağın onarılabileceği ve bağın daha da köklenebileceği bir dönüşüm eşiğidir.
Nihayetinde bir ilişkiyi sürdürülebilir kılan şey; onarılabilme kapasitesidir. Sorunun ne olduğu zamanla unutulur ancak o sorunla karşılaşıldığında hissettiren yalnızlık ya da sunulan güven zihinde yer eder. Kendi iç dünyasının sınırlarından dışarı çıkıp partnerinin yankısını duymaya gönüllü olanlar, krizleri bir yıkım vesilesi değil, birbirinin yarasına dokunarak derinleşmek fırsatı olarak yaşarlar.



Yorumlar